We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Uykunun sesi

43 1 200
11.12.2018

İlk bebeğimin doğumundan sonra, özellikle de ilk iki ay içinde bana “Anneliği tek kelimeyle tanımla” deseler yanıtım hiç düşünmeden “Yalnızlık” olurdu.

Tek başıma değildim aslında… Doğan vardı, aktifti de üstelik, ihtiyacım olduğunda kalkıyordu, geceleri bir beslenmeyi o yapmaya başlamıştı bir süre sonra… Annem de bizdeydi doğumdan itibaren. Ama ben yine de yalnız hissediyordum çok…

“Çocuğunu karnında taşıyan ve tek yapması gereken tek şey iyi beslenmek” olan GEBE pozisyonundan, çocuğuyla ilgili her şeyi -altının nasıl değiştirileceğini, nasıl uyutulacağını, gazının nasıl çıkarılacağını, en son ne zaman meme emdiğini, neden uyumadığını, neden ağladığını, … … – bilmesi gereken ANNE KİŞİSİ pozisyonuna bir anda geçivermek bana zor, şaşırtıcı, ağır ve en çok da yalnızlaştırıcı gelmişti.

Geceleri çok zordu. O zamanlar (bundan 12 sene önce) doğum yaptığım hastanede “İki saatte bir emzireceksiniz” demişlerdi. Bunu öyle bir söylemişlerdi ki bebeğimi iki saatte bir emzirmemem onun açlıktan ölmesine sebep olacakmış gibi… Saati kurup kalkıyordum, emzirip geri yatırıyordum, bazen Doğan’ı da kaldırıyordum, ben emziriyordum o altını değiştiriyordu falan ama neticede onu kaldırması gereken de bendim. Her........

© Blogcu Anne