We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Marjinal Türkiye: AKP Türkiyesi Dördüncü Sanayi Devrimi'nin Dünya Çapında Kaybedeni Olmaya Şimdiden Mahkûm

142 0 0
01.02.2019

Ne veya neci olduğunuz şu soruya vereceğiniz cevaptan da anlaşılır:


Osmanlı İmparatorluğu neden çöktü?

“Yeniden doğuş” mefkuresini “İslam imparatorluğu”nun ihyasına dayandıran anaakımdan Türkiye İslâmcısı, bu soruya “Osmanlı kendisi olarak kalmadığı için çöktü” diye cevap vermiştir.

O zaman mantığın emrettiği müteakip soru da şudur: “Osmanlı neden kendisi olarak kalmamıştır?”

İslâmcının anlatısına göre suçlular, Tanzimatçılar ve Batı taklitçileridir. Bunlar Osmanlı’nın kendisi olarak kalmasına engel olmuşlardır.

Böylece başladığımız noktaya dönüyoruz.

“Osmanlı neden çöktü?

Kendisi olarak kalmadığı için.

Neden kendisi olarak kalmadı?

Kendisi olarak kalmasına engel oldukları için.
Kimdi bunlar?

Tanzimatçılar, Batı taklitçileri...”

Anaakım İslâmcılığın Milli Görüş’ten AKP’ye uzanan çizgisini takip edenler, Osmanlı’nın ve hilafetin sonunu “Batı taklitçiliği”nin getirdiğini söyleyegeldiler.

“Batı taklitçisi zihniyet”in egemen olduğu zamanları, Osmanlı ve Cumhuriyet modernleşmesi süreçlerini kapsayacak şekilde, adı “son 200 yıl” olan bir parantezin içine aldılar ve bunu bir söyleme dönüştürdüler.

Misal, Cumhurbaşkanı Erdoğan 17 Eylül 2014’te TESK Genel Kurulu’nda konuşurken, “Son 200 yıl içinde bize unutturulanlarla tarihimizden uzaklaştırıldık. Yeni Türkiye derken, unutturulanları yeniden hatırlamaya başlıyoruz” demiştir. Erdoğan aynı yıl, 2-6 Aralık tarihlerinde Antalya’da düzenlenen “19. Mili Eğitim Şurası”nda, “200 yıldır eğitimin formatlama aracına dönüştüğü bir sistem ne yazık ki kendisine yabancı bireyler yetiştiriyor” diye konuşmuştur.

Şimdi, yazının girişindeki soruyu kendime de soruyorum:

“Osmanlı İmparatorluğu neden çöktü?”

İmparatorluk, 18. yüzyılın üçüncü çeyreğinde başlayıp 19. yüzyılın ortalarında dünyaya tüm kuvvetleriyle hâkim olan Birinci Sanayi Devrimi’ni ıskaladığı için çöktü. Buhar makinesi, demiryolları ve makineleşmenin savaş meydanlarından ticarete uzanan muazzam meydan okumaları karşısında, arkaik ve anakronik düzeniyle malul bu imparatorluğu başka bir kader zaten bekleyemezdi. Dünyada üretim araçları ve üretim ilişkilerini, yenilikçi, yaratıcı, yıkıcı velhasıl devrimci bir değişimle yeniden inşa eden dinamikler Osmanlı’nın kendisi olarak kalmasına izin veremezdi.

Birinci Sanayi Devrimi, yeni sınıfları, burjuvazi ve proletaryayı ideolojileriyle birlikte doğurdu.

Karl Marx ve Friedrich Engels 1848’de, Birinci Sanayi Devrimi’nin dünyayı siyasi ve toplumsal altüst oluşlara yol açarak haşmetli biçimde dönüştürdüğü bir dönemde, beraber kaleme aldıkları Komünist Manifesto’da, “Buhar ve makine, sanayi üretiminde devrim yarattı” derler.

Marx ve Engels, Birinci Sanayi Devrimi’nin neye benzediğini şöyle anlatırlar:

“Burjuvazi, yüz seneyi bile bulmayan hâkimiyeti esnasında, daha önceki bütün nesillere kıyasla daha kitlesel, daha muazzam üretim güçleri yaratmıştır. Tabiatın güçlerinin insana tâbi kılınması, makineleşme, kimyanın sanayi ve tarıma uygulanması,........

© Birikim